users online
?

Son üç ayın ganimetleri

insanolunbiraz:

 

Kaldı Four Rooms…

Soysuzlar Çetesi zorlamaya devam ediyor

insanolunbiraz:

 

Sinemada oral seks

1.Lie with me

2.Romance X

3.Q

4.Ölüm Perdesi

5.9 Songs

insanolunbiraz:

 

Sinemada Kafka etkisi

1.Milena

2. Naked lunch

3.The trial

4.Das Schloss

5.District 9

insanolunbiraz:

Ruhların Kaçışı

insanolunbiraz:

İffet

insanolunbiraz:

Animal Farm

Sinemada sıra dışı anneler

1.The Terminator

2.Autumn Sonata

3.Psycho

4.Carrie

5.Rosemary’s Baby

Sinemada ölümden güçlenerek dönenler ( Reborn Hero)

1.Elysium - Max

2.V for Vendetta - V

3.Spawn - Al Simmons

4.Robocop - Alex J. Murphy

5.Star Wars - Darth Vader

Sinemada çirkinler de sever (Ugly’s Love)

1.Beauty and the Beast

2.The Hunchback of Notre Dame

3.Edward Scissorhands

4.Mask

5.The Elephant Man

 

Good Bye Lenin!

 

The Good, the Bad and the Ugly

Yağmur yağar ve en çok beni ıslatır.

Gökyüzünden kovulan, orada tutunamayan suçlu damlalar; sığındıkça saçlarımın arasındaki tenha ve yataklığa meyilli yollara, saç tellerimin esnekliğinden fayda umup eğip bükerek onları, kendilerini bıraktıkça ikinci bir intiharın naif kollarına ve geri dönmüş bir eski sevgili ya da henüz gitmemiş bir yeni sevgilinin yumuşaklığıyla okşadıkça tenimi, şehre duyduğum nefret ve bu nefretten kaynaklanan suçluluk duygusu azalmaya başlıyor sanki. Nefretim ıslandıkça çekmeye başlıyor, çamaşır makinesinin gazabına uğramış yeni bir kazak gibi. Gökyüzünde başlayıp şehrin sokaklarını didik didik ederek masmavi denize dökülüyor yağmur.

Masmavi. Maviye boyandıkça şehir yapay bir özgürlük hissi ile doluyor içim. Kelepçelerim daha bir gevşiyor, parmaklıklar genleşiyor biraz daha. Masmavi oldukça şehir nefretin kırmızılığı görünmez oluyor. Masmavi oldukça şehir sanki gökyüzünde yürüyorum. Tabanlarım bir salmışçasına taşıyor beni dalgalanan damlaların üzerinde. Ve kimse yok dışarıda benden başka. Belki bir de şair, bazen dalgaların faili. Kimsesiz sokaklarda yağmurun okşayışları ile inleyerek yürüyorum. Damlalar tenimin kuruluğunu yok etmek inadıyla düşüyor üzerime. Toplanma mekânları benim tenim yağmur damlalarının. Bana dokunmadan düşmüyor kimse yere. Acısı büyük aslında bana dokunan herkesin düşmesinin ama bir o kadar da onur verici son dokundukları kişinin benim olmamı istemeleri. Yağmur damlaları üzerime düşüyor ve en çok beni ıslatıyor yağmur.

Yağmur yağar ve toprak çamura durur.

Bir aşk hikâyesinin özetidir yağmurun toprağa kavuşması. Hüzünlü bir hikâyedir aslında. Toprak, üzerinde gezinen, kendisini bir köle gibi kullanan, bedenine zarar vermekten çekinmeyen milyarlarca varlığın sürekli ve döngüsel tecavüzüyle yorgundur her daim. Başkaldırıları afetlere neden olsa da kalabalık bir yalnızlığın esaretinden kurtulamaz asla. Bazen onu anlayanlar çıkar gibi olsa da bir çöl yalnızlığının pençesinde anlaşılmamanın hüznüyle çırpınır. Tek arzusudur sevdiğine kavuşmak. Kurur ya bazen, çatlar hani; şehvetin, tutkunun son noktasıdır o anlar. Aşka özlemin en dayanılmaz olduğu, birleşme ümidinin kristalleştiği zamanlardır. Toprak kendi kendine işkence eder bedenine zarar vererek. Onun bedensel acıları yeryüzünün bütün sakinlerinin huzurunu kaçırır. Toprağın aşkı huzur kaçırır, huzursuzdur.

Bir aşk hikâyesidir toprakla yağmurun buluşması. Hüzünlü bir hikâye ama. Yağmur ulaşılmazlığın doruklarında dolaşırken pervasızca, toprağa zıt bir yalnızlık yaşar. Cansız, fersiz bulutların içinde hapistir yağmur. Kendi kendine yetmektedir o. Başkasına da can vermelidir tertemiz varlığıyla. Aşkla dolaşırken gökyüzünde dilinde hedefsiz bir duadır sevdası. Yalvarır bulutlara çarpışsınlar diye bir ana önce. Yalvarır esareti son bulsun diye. Tek bir sevdiği vardır yağmurun, ona ulaşmak için kendini salar bir boşluktan diğerine mütevekkil bir tavırla. Toprağa dokunmadan önce henüz doğmamış sayar kendini yağmur. En az sevdiği kadar meyyaldir afetlere. Gücünü aşkından ve buluşma ümidinden alır sevgilisi gibi ve en az onun kadar. Kurumaya yüz tutan sevgilisine bir öpücük sunar ta ki gücü tükenene kadar. Ve sonra her şey ilk başladığı haline döner.

İşte bu aşkın sonucudur çamur. Yağmurla toprağın kucaklaşmasıdır. Güneşin ihanetine kadar süren bir aşk saltanatıdır çamur. Islaklığı ölçüşünde, cıvıklığı ölçüsünde makbuldür insanın hammaddesi. O yüzden paçalarınıza sürülen çamurlara kızmayın, onlar tek şansınız aşka bulaşmak için.

Yağmur yağar ve şehir arınır ve insanlar.

Yağmur temizdir, temizler. Şehrin sokaklarında bir sıvı resmigeçidi vardır. En önde ve en gürültüyle, böyleyken yine de en sinsice kan yürür. Bir mafya babasının alkole dönmüş kanı da vardır sokakta, dikkatsiz bir aracın tekerleği ile soğuk asfaltın arasına sıkışmış yavru bir köpeğin kanı da. Tanrının dalgınlığına gelip bir cinsel kimlik karmaşasında boğulmuş bir travestinin ve aynı travestinin falçatasının ölüm kokan tadına varmış cinsel açlığını doyurmak için girmesi mümkün olan her yere girme eğilimindeki bir gencin kanı da vardır. Başka? Kaçarken vurulan devrimci gencin kaşkoluyla aynı renkteki kanı, tinerci çocuklar tarafından delik deşik edilen yaşlı adamın kanı, bedeninin tüm güzelliği hoyrat ve kadın bedenine aç dudaklar tarafından isteği dışında sömürülen genç kızın kanı, namusuna halel gelmiş bir töre kurbanının kanı ve diğerlerininki.

Alkol akar sokakta, sarsak ve kaygısızca. Köpek öldüren şaraplar gürül gürül çağlar sokaklar boyunca. Gürültüleri sokağı sarar. Üzüm kokan sokakta nemlenen içli şarkıların sarhoş notaları geçer bu ikinci kırmızı sıvının içinden. Coşkulu bir sevişmeye gebedir akan şaraplar; kiminde tek kişinin, kimide iki ya da daha çoğunun kimindeyse yalnızlığın dâhil olduğu.

Sevişmelerin atıkları da akar sokaklarda. Birbirine karışmış, başka tenlere bulaşmış ter vardır farklı bir katman oluşturarak akan. Zevkin doruğuna varılmadan evvel tomurcuk tomurcuk belirir hem kaslı hem narin bedenlerde. Dudağın değdiği her yerden aldığı tuzlu bir sıvıdır. Ve karışır sokaktaki diğer sıvıların arasına. İki ya da daha çok cinsin en insani hallerinin kalıntısıdır bu sıvı. Ama yalnız değildir bu sıvı sona vardığında. Beyaz ve yapışkan bir sıvıyla karşılanır. Bu sıvı ki insanlığın başlangıcı bazen de sonudur. Vücudumuzdan ihraç ettiğimiz her atık bize garip bir zevk verir nedense ama en çok bu sıvıdır zevkin kaynağı. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelir onun sokağa salındığı anlar ve insan, sanki hiç sahip olamamış gibi bekler onun tekrar gelişini. Sokakta en yoğun sıvıdır bu beyaz akışkan.

İşte tüm bu akışkanlığın keşmekeşini, dünya üzerindeki hükümranlığını yine aynı soydan bir sıvı sonlandırır. Gökten hiddetle iner tepelerine. Solukları kesiliverir, denize ulaşmaya niyeti olmayan bu güruhun. Yağmur yağar şehrin tüm kirli suları tertemiz olur. Şehir tertemiz ve insanlar.

Yağmur yağar ve en çok beni ıslatır.

Sırılsıklam olurum.

Yağmur yağar ve toprak çamura durur.

Vıcık vıcık olurum.

Yağmur yağar ve şehir arınır ve insanlar.

Tertemiz olurum.

Yağmur yağar, gerisi laf-ı güzaftır.

TEMBELLİK MANİFESTOSU

Bu manifesto tarafımdan yazılmıştır. Bir tembelin nasıl bir zahmete girip bu kadar düşünerek bu yazıyı kaleme aldığını varın siz düşünün.

1. Bir tembel, bu meziyetini diğer insanlardan asla saklamaz. Saklanmak, olmadığı biri gibi görünmek, kendini hamarat saydırmak ya da tembelliğinden utanmak kabul edilebilir bir şey değildir. Böylelerinin asla ve asla aramızda yeri yoktur. Eğer bu tür bir tembel ya da tembel olduğunu sandığınız biri varsa çevrenizde mutlaka ihbar ediniz.

Tembel, sahip olduğu tembellik yeteneklerini doğal bir davranış olarak sergiler. Bu davranış kendini çok uzaklardan ve net bir şekilde belli eder. Tembel insan görüntüsüyle kendini açık eder.

Kesin suretle yapılmaması gereken bir şeydir, insanlar tembel olduğumuzu fark etsin diye fazladan çaba göstermek. Kendiliğinden anlaşılması beklenmelidir. Eğer bir çaba içine girilmişse tembellik vasıfları yitirilmiş demektir.

2. İşten kaçmak birincil görevdir. Eğer bulunduğunuz ortamda yapılması gereken bir iş varsa oradan göze görünmeden, gürültü patırtı etmeden uzaklaşınız. Eğer bu imkânınız yoksa fiziksel bir neden bularak kendinizi kurtarınız. Eğer bu da mümkün değilse Madde dörde bakınız.

İşten kaçmayı başarmak sıradan bir zaferdir. İnsanlara bunu kabul ettirmeniz gerekir. Öyle ki artık herhangi bir iş için insanlar size teklifte, ricada, ısrarda bulunamasınlar. Zorlu bir süreç olduğu kesin ama sabırlı olarak bu da aşılabilir.

3. Bir tembel evlilik kurumundan ya tamamen uzak durmalıdır, ki onca sorumluluk tembelin hayatını çekilmez kılabilir, ya da hamarat, çalışkan bir eş bulmalıdır, ki bu eş tembelin yerine düşünmek isteyecek kadar bile istekli olmalıdır.

Ev işlerinde müşterek yaklaşımla ilgili hükümler reddedilmelidir. Bu konuda yazılan kitaplar, köşe yazıları ve diğer tüm dokümanlar imha edilmek suretiyle ortadan kaldırılmalıdır.

4. Tembellik yalnız başına yeterli bir meziyet değildir. Buna ek olarak tembel, aynı zamanda unutkan ya da sakar da olmalıdır. Unutkanlık kronikleştiğinde insanların beklentiler azalacak ve sakarlıkta devamlılık sağlandığında insanlar size iş buyurmaktan çekinecektir. Bu size daha geniş bir yaşam alanı ve zamanı sağlayacaktır.

6. Uyku tembelin ilacıdır. Sıklıkla dâhili ve harici kullanıma başvurulmalıdır. Zaman ve mekân kavramaları, söz konusu uyku olduğunda göz ardı edilmelidir. Rahat bir yatakla bir sandalye üstü, sıcak bir odayla soğuk bir bekleme salonu, yumuşak bir zeminle taş bir kaldırım arasında fark gözetilmemelidir.

7. Tembel, hayatını idame ettirmek için seçeceği mesleğe çok dikkat etmelidir. Aksiyonu düşük, sıkıcı, güç gerektirmeyen işler birincil tercih olmalıdır. Mümkünse babadan zengin olunmalıdır.

8. Yapılacak spor seçiminde de azami dikkat sarf edilmelidir. Bir tembel için en ideal spor satrançtır. Bedensel güç gerektiren sporlar tercih edilmemelidir. Aksi durumda futbolda hücum oyuncusu ( koşmamak kaydıyla, tek vuruşla sonuca giden), basketbolda “bench” görevlisi (!), atletizmde malzemeci olmakla yetinilmelidir. Yüzmeden kesinlikle uzak durulmalıdır. Güneşlenmek konusunda bir sınır yok elbette.

9. Kültürel etkinliklerde sinema, tiyatro uygundur, tercih edilebilir. Kitap okumak, eğer okunacak kitaplar kısa ve hafifse kabul edilebilir. Ellerin yorulmasına neden olacak kalın kitaplardan kaçınılmalıdır.

10. Tembel bir insan bu manifestoyu okuma zahmetine katlanmayacaktır. Bu sebeple bu manifesto hükümsüzdür.

 

SANAT İÇİN SOYUNANLAR

The Dreamers 

Tip: Süreç odaklı

Puan: 10/9

Anahtar Kelime: Menage a Trois

Anahtar İsim: Eva Green